KAYITLAR  |  DEFTERE YAZ
Gönderen:
Hürü-Hüseyin

Yer:
Diğer

Tarih:
15 Mayıs 2012, Salı
15:20

Alıntı Yap: Hürü-Hüseyin

     Vefat Ve Bassagligi
   
igdeli Köyünden Ali Ceylan Amcamizin Hakka Yürüdügünü Ögrendik Ali Amcamiza Allah tan Rahmet Ceylan Ailesine Vede Sevenlerine Bassagligi Diliyoruz Topragin Bol Mekanin Cennet Olsun Ali Amcam :((


Hürü-HÜSEYIN özdemir
Yukarı Mail: yok  Web: yok  MSN: yok  Yahoo: yok  ICQ: yok 
 
Gönderen:
Suzan YÜCEL (TATAR)

Yer:
Mersin

Tarih:
14 Mayıs 2012, Pazartesi
22:07

Alıntı Yap: Suzan YÜCEL (TATAR)

Yöremiz İĞDELİ Köyümüzden Emekli Polis memuru Ali CEYLAN yaşadığı Mersin'de HAKKA YÜRÜMÜŞTÜR.

Cenazesi Yarın 15 Mayıs 2012 Salı günü yaşadığı Mersin'den sabah hareket edecek ve öğle vaktini takiben İĞDELİ köyümüzde toprağa verilecektir. Yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dileriz. Ali CEYLAN ağabeyimiz "IŞIKLAR İÇİNDE UYUSUN...

Suzan YÜCEL (TATAR) KARAÖZÜ Dernek Başkanı MERSİN
Yukarı          
 
Gönderen:
Hüseyin EKİCİ

Yer:
İstanbul

Tarih:
14 Mayıs 2012, Pazartesi
20:50

Alıntı Yap: Hüseyin EKİCİ

VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI

14 Mayıs 2012 tarihinde Mersin'de yaşamını yitiren İğdeli Köyünden Emekli Polis Memuru Ali Ceylan hepimizi üzüntüye boğmuştur.

Aramızdan ebediyete göç eden Ali Ceylan'a Allahtan rahmet, ailesine sevenlerine ve tüm yakın dostlarına başsağlığı dilerim.

Ali Ceylan'ın cenazesi 15 Mayıs 2012 tarihinde Mersinden getirilerek İğdeli Köyünde defnedilecektir.
Yukarı Mail: admin@huseyinekici.com.tr  Web: www.huseyinekici.com.tr       
 
Gönderen:
Sultan TAŞTAN

Yer:
İstanbul

Tarih:
14 Mayıs 2012, Pazartesi
20:34

Alıntı Yap: Sultan TAŞTAN

İğdeli köyünden merhum(Kürtalinin) İsmail Ceylanın oğlu Ali Ceylan hakka yürümüştür.

Ali Ceylan amcama Allahtan rahmet yakınlarına ailesine başsağlığı diliyorum.

Toprağın bol mekanın cennet olsun amca:(
Yukarı Mail: sultantastan66@hotmail.com         
 
Gönderen:
Osman(Cafer) TATAR

Yer:
Kayseri

Tarih:
14 Mayıs 2012, Pazartesi
20:19

Alıntı Yap: Osman(Cafer) TATAR

İğdeli Köyümüzden Mersin'de yaşamını sürdüren emekli Polis Memuru Ali CEYLAN Adana'da tedavi gördüğü hastanede yaşama veda etmiştir.

Ölümünden büyük üzüntü duyduğum Ali amcama Tanrıdan rahmet, tüm sevenlerine taziyelerimi sunarım.

Cenazesi İğdeli Köyünde defnedilecektir.
BAŞIMIZ SAĞ OLSUN.
Yukarı Mail: osmancafer@gmail.cm         
 
Gönderen:
Hüseyin EKİCİ

Yer:
İstanbul

Tarih:
19 Nisan 2012, Perşembe
18:10

Alıntı Yap: Hüseyin EKİCİ

VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI

20 Nisan 2012 tarihinde KARAÖZÜ Beldesinden Rahmetli Öğretmen MUSTAFA TAŞTAN'IN eşi, İğdeli Köyünden Osman Çavuşun kızı, Emekli Astsubay Osman Cemal TATAR'ın kayın validesi, Sabahat Tatar'ın annesi DÖNE TATAR'ın vefat ettiğini öğrendim. Başta O.Cemal Tatar abi ve eşi olmak üzere tüm yakınlarına sabır ve başsağlığı diler, merhumeye Allahtan rahmet dilerim.

Not: İsim benzerliğinden ve bilmediğimden ötürü daha önce yaptığım hatadan dolayı özür dilerim. H.Ekici
Yukarı Mail: admin@huseyinekici.com.tr  Web: www.huseyinekici.com.tr       
 
Gönderen:
Ragıp TATAR

Yer:
Ankara

Tarih:
19 Nisan 2012, Perşembe
18:05

Alıntı Yap: Ragıp TATAR

KARAÖZÜ Beldesinden Rahmetli Öğretmen MUSTAFA TAŞTAN'IN eşi, İğdeli Köyünden Osman Çavuşun kızı, Ağabeyim Em.Astsubay Osman Cemal TATAR'ın kayınvalidesi ve yengem Sabahat Tatar'ın annesi DÖNE TATAR 20 Nisan 2012 tarihinde yaşamını kaybetmiştir. Tanrıdan rahmet diliyor, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Yukarı          
 
Gönderen:
Vedat TATAR

Yer:
Ankara

Tarih:
19 Nisan 2012, Perşembe
11:17

Alıntı Yap: Vedat TATAR

Halam Döne TAŞTAN (TATAR'ın) cenazesi

20 Nisan 2012 cuma günü yarın ikindi vaktinde YALOVA HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI'ndan

Yalova Merkez mezarlığına kaldırılacaktır. Yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dilerim...
Yukarı          
 
Gönderen:
Vedat TATAR

Yer:
Ankara

Tarih:
14 Nisan 2012, Cumartesi
21:29

Alıntı Yap: Vedat TATAR

KARAÖZÜ ŞAHRUHLU ANADOLU ASLANI Mustafa IŞIK (HAMIS PEHLİVAN) TAİ-BOX AĞIR SİKLET Şampiyonu olarak Milli Takıma çağırıldı ve AVRUPA Şampiyonu olmak için Antalya SABANCI Spor Salonunda mücadele edecek.

21 Nisan akşamı yemek organize etmeyi, 22 pazar da final seyretmeyi kurguladık, umarım aksilik olmaz. Antalyadaki Geçen sene yaptığımız etkinliklerde adreslerini aldığımız tüm dostlarımıza haber verdik. Şimdiden 100 kişi katılacak. Ankara KARAÖZÜ Kültür DERNEK Yönetimi ve Ankara'dan- Dünyanın her yerinden gelecek dostlarımızı bekliyoruz. Bugün bir forma yaptırıp Üzeyir ağabeye yolladım. Sponsor Mustafa ÖZDEMİR dostumuz ve o da Antalya 'da olacak..FACEBOOK- ETKİNLİKLER de grup oluşturduk. Destekelemek için "katılacağım" işaretlerseniz sevinirim...
Yukarı          
 
Gönderen:
Vedat TATAR

Yer:
Ankara

Tarih:
29 Mart 2012, Perşembe
18:59

Alıntı Yap: Vedat TATAR

KARAÖZÜ ŞAHRUHLU MUSTAFA IŞIK TÜRKİYE TAI BOX ŞAMPİYONU OLMUŞTUR. KARAÖZÜ ŞAHRUHLU ŞAMPİYONU YETİŞTİREN ANNE HAYRİYE Ablaya ve BABA TURAN ABİYE DEDESİ HAMIS PEHLİVANA-GÜLESER ANNEYE VE MALATYALI ANNE SÜLALESİNE VE DE IŞIK SÜLALESİNE TEŞEKKÜRLER. HAMIS -IŞIK VE ALİ PEHLİVANIN BUGÜNÜ GÖRMESİNİ NE KADAR ÇOK DİLERDİM. KARAÖZÜ ŞAHRUHLULARA GÜVENMEK LAZIM... İŞTE ŞAMPİYON...
Yukarı          
 
Gönderen:
Osman(Cafer) TATAR

Yer:
Kayseri

Tarih:
28 Mart 2012, Çarşamba
08:45

Alıntı Yap: Osman(Cafer) TATAR

"YÖNETİCİLER YAPTIKLARI İLE ÖVÜNMEMELİDİRLER; AKSİNE YAPAMADIKLARI VE YANLIŞ YAPTIKLARI İÇİN ÜZÜLMELİDİRLER."
                                                 
HAZRETİ ALİ
Yukarı Mail: osmancafer@gmail.com         
 
Gönderen:
Vedat TATAR

Yer:
Ankara

Tarih:
24 Mart 2012, Cumartesi
10:16

Alıntı Yap: Vedat TATAR

CANIMIZ KARDEŞİMİZ KOMUTANIMIZI KAYBETTİK
KALEKÖYÜ'müzden, BOLU'da JAN.KD.BŞÇVŞ. HÜSEYİN DOĞAN (Yedibucak Avşarlar Der. Bşk. İsmail DOĞAN'ın Kardeşi) 23 Mart saat 21.45 de Abant Karakolunda görevi başında geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirmiştir.
Genç yaşta aramızdan ayrılan HÜSEYİN DOĞAN CANIMIZ "IŞIKLAR İÇİNDE UYUSUN"
EŞİ ve ÇOCUKLARINA, AİLESİNE VE TÜM SEVENLERİNE BAŞ SAĞLIĞI ve Dayanma Gücü Dileriz.
Cenazesi 24 Mart (bugün) tarihinde Bolu'dan alınarak KALEKÖY'e getirilecek, 25 Mart tarihinde(yarın ) öğle saatlerinde toprağa verilecektir.

ANKARA KARAÖZÜ KÜLTÜR DERNEĞİ
Yönetim-Denetim ve Karaözü-ŞAHRUH Yayın Kurulları Adına
Başkan
Vedat TATAR
Yukarı          
 
Gönderen:
Osman(Cafer) TATAR

Yer:
Kayseri

Tarih:
24 Mart 2012, Cumartesi
08:27

Alıntı Yap: Osman(Cafer) TATAR

Kale Köyden Astsubay Hüseyin DOĞAN kardeşimizin ani ve zamansız ölümünden büyük üzüntü duydum.

Allah ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar versin.

Mekanı cennet olsun,nur içinde yatsın.
Yukarı Mail: osmancafer@gmail.com         
 
Gönderen:
Vedat TATAR

Yer:
Ankara

Tarih:
18 Mart 2012, Pazar
21:20

Alıntı Yap: Vedat TATAR

Sayın GÖKŞEN, İzmir BEŞ KÖYLER Dernek Başkanı seçilmenizden dolayı sizi ve şahsınızda Yönetim-Denetim Kurulu üyelerinizi kutlar başarılar dilerim. Bir önceki Yönetim Kurulu Başkanı Sayın B.AVAR ve arkadaşlarına da emeklerinden dolayı teşekkür ederim.

Ankara KARAÖZÜ KÜLTÜR DERNEK Yönetim-Denetim ve ŞAHRUH Dergisi Yayın Kurulu
Adına Başkan
Vedat TATAR
Yukarı          
 
Gönderen:
Osman(Cafer)TATAR

Yer:
Kayseri

Tarih:
17 Mart 2012, Cumartesi
16:33

Alıntı Yap: Osman(Cafer)TATAR

BİR YOLCUYA
Dur yolcu! bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda
İstiklal uğrunda, namus yolunda
Can veren Mehmet'in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed'in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanının akıttığı yerdir.

Düşün ki, haşr olan kan, kemik eti
Yaptığı bu tümsek, amansız çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.
Yukarı Mail: osmancafer@gmail.com         
 
Gönderen:
Osman(Cafer) TATAR

Yer:
Kayseri

Tarih:
17 Mart 2012, Cumartesi
08:51

Alıntı Yap: Osman(Cafer) TATAR

TÜRK TARİHİNDE ÇANAKKALE

Çanakkale Savaşı yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya tarihinin en önemli savaşlarından biridir. Çanakkale Boğazı'nı savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul'a kavuşma isteği Avrupa büyük devletlerinin öteden beri özlemidir.

1914 yılında I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla İtilaf devletleri bu isteklerini gerçekleştirme fırsatının doğduğuna inandılar. Bu inançla İngiltere ve Fransa işbirliği yaparak 3 Kasım 1914 günü alacakaranlıkta Bozcaada'dan Boğaz'ın ağzına doğru yaklaştılar. Buradan istihkamlarımıza doğru ateş açtılar, İngilizler Seddülbahir ve Ertuğrul tabyalarını, Fransızlar da Anadolu yakasında Kumkale ve Orhaniye tabyalarını havantopu ile dövdüler. Cephaneliğimize isabet eden top mermisiyle on bir ton barut havaya uçtu, subay ve erlerimiz şehit düştü, İngiliz Donanma Komutanı Amiral Carden Çanakkale önlerinde gösteriler yaptı, düşman denizaltıları boğazı geçmeye kalktılar.
24 Kasım 1914 günü bir Fransız denizaltısı Boğaz sularında görüldü. bu denizaltıyı gören topçularımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladı. 2 Aralık günü İngiliz denizaltısı da bir deneme yaptı. Derinden engelleri aşarak Boğaz'a girdi. Yediyüzelli metre ilerde bulunan Mesudiye zırhlısına torpil atarak bu gemimizi batırdı. Zırhlımızda bulunan subaylardan on'u ve erlerimizden yirmi dördü şehit düştü.
19 Şubat 1915 günü düşman savaş gemileri öğleye kadar uzun menzil¬li bir bombardımana girişti. Boğaz'a iyice sokuldular. Tabyalarımız akşama doğru düşman savaş gemilerine karşılık verdi. Ertuğrul ve Orhaniye tabyalarından atılan ateş karşısında düşman oldukça bocaladı.
İtilaf devletleri gemileri diledikleri gibi ilerleyemiyor, amaçlarına ulaşamıyordu. Lodos fırtınasını başarısızlıklarının nedeni olarak görüyorlardı. Havalar düzelince yeni saldırılar düzenlendi. Yine sonuç alınamayınca düşman gemilerine komuta eden Amiral Carden görevden alındı. Yerine 17 Mart 1915 günü Robeck atandı. Yeni komutan 18 Mart 1915 günü donanmayla Boğaz'a saldıracağını, yakında İstanbul'da olacağını Londra'ya bildirdi.
Bu arada Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat Çobanlı 17/18 Mart gecesi boğaz'a mayın hattı döşenmesi emrini verdi. Aldığı emir gereği Binbaşı Nazmi Bey Nusret Mayın gemisi ile o gece yirmi altı mayın, Boğaz'a on birinci hat olarak döşendi. Boğaz'daki mayın sayısı on bir hat olarak 400'ü aşmıştı.

18 MART 1915

İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan, o dönemin en büyük deniz gücü, üç filo olarak sabahleyin Çanakkale Boğazı'na girdi.
Bu donanmanın ilk grubunu oluşturan filoda, İngilizlerin Queen Elizabeth zırhlısı ile İnflexible, Lord Nelson ve Agamemnon savaş gemileri bulunuyordu.

İkinci grupta İngiliz Kalyon Kaptanı komutasında Ocean, İrresistible, Wengeance Majestic gibi savaş gemileri yer almıştı. Üçüncü filo ise Prince, Bouvet, Suffren gibi Fransız savaş gemilerinden oluşuyordu.

İngilizler ve Fransızlar zayıf Türk savunmasını kolayca susturarak Boğaz'ı kolayca geçebileceklerim umuyorlardı. Bu umut ve güvenle 18 Mart 1915 günü düşman savaş gemileri şiddetli bir ateşe başladılar. Rumeli Mecidiyesiyle merkez bataryaları şiddetli bir ateşe tutuldu. Boğazdaki düşman gemileri Hamidiye istihkamlarına yüklendi. Bunu gören Dardanos bataryaları ateşi üzerlerine çekmeye çalıştı. Az sonra, tüm gemiler, Dardanos'a saldırdı. Dardanos tabyamız saldırılara şiddetle karşı koydu. Bu arada Mesudiye tabyası da ateşe başlamıştı. Mesudiye üzerine ateş açılınca Hamidiye onun yardımına koştu. Bu arada kıyı bataryalarımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladılar. Bunalan düşman kaçmak isterken topçu atış¬larıyla karşılaşıyordu. Düşman gemilerine göz açtırılmıyordu. Karşılıklı bu korkunç bombardıman bir saat kadar sürdü. Bu karşılıklı bombardımanı bir yabancı yazar şöyle anlatıyor: «insan manzarayı gözlerinin önünde canlandırabilir. Kaleler, toz duman bulutları içinde kaybolmuşlarda Yıkıntıların arasından arada bir alevler yükseliyordu. Gemiler, çevrelerinde fışkıran sayısız su sütunları arasında yavaş yavaş hareket ediyorlar, bazen duman ve serpintiler arasında iyice görünmez oluyorlardı. Tepelerden ateş eden havan toplarının alevleri görülüyor, ağır toplar yer sarsıntıları gibi gümbürdüyordu.»
Bombardıman sırasında Türk tabya ve bataryaları büyük zarar görmüştü. Amiral Robeck Fransız gemilerini geri çekerek İngiliz savaş gemilerini ileri sürdü. Tam bu sırada müthiş patlamalar oldu. Bouvet ve Suffren savaş gemileri mayına çarparak sarsıldılar, manevra kabiliyetini kaybettiler. Bir gece önce Nusret mayın gemisinin döşediği mayınlar görevlerini yapmışlardı. Boğazın berrak sulan üzerinde bir dev gibi yatan Bouvet ve Suffren'e tarihi Hamidiye bataryamızın keskin nişancıları ateş açtılar. Çanakkale Geçilmez kitabının yazarı Alan Moorehead olayı şöyle anlatıyor.
«Saat 13.45'de Suffren'in az gerisindeki Bouvet müthiş bir patlamayla sarsıldı. Güverteden göğe kesif bir duman yükseldi. Gittikçe hızlanarak yana yattı, devrilip gözden kayboldu. Olayı görenlerden birinin ifadesine göre «Bir tabak, suda nasıl kayıp giderse o da öylece kayıp gitti.»

Türk tabyaları, Boğaz'ı geçmeye çalışan düşman gemilerine durmadan ateş ettiler. Bu arada düşman Boğazdaki mayınları temizlemek için mayın tarayıcılarını boğaza soktu. Tabyalarımız mayın tarayıcılarına ateş açtılar. Açılan ateş yağmur gibi yağmaya başlayınca düşmanlar panik içinde kaçtılar. Bu arada düşman savaş gemilerinden İnflexible, İrressitible büyük hasar gördü. Batanlar oldu. Daha sonra Queen Elisabeth ve Agamemnon yaralan¬dı. İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı'nı denizden aşamadılar. Büyük kayıplar vererek : Çanakkale Boğazı'nın geçilemeyeceğini öğrendiler.

İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı'nın savaş gemileri ile aşamayınca bu kez çıkarma yapmayı planladılar. Artık Çanakkale kara savaşları başlı¬yordu. Kara savaşında düşmanın nereden çıkarma yapabileceği tartışıldı. Mustafa Kemal Kabatepe ve Seddülbahir'den, Alman komutan Von Sanders ise Bolayır ve Anadolu yakasından çıkarma yapılabileceği görüşündeydi. Alman komutanı Von Sanders'in görüşü ağır bastı, ve askerler o yöreye yerleştirildi.

Düşman güçleri 25 Nisan 1915 sabahı Mustafa Kemal'in düşündüğü noktadan saldırdı. 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Kocaçimen'de Conkbayır'da, savaştı. Cephanesi biten askerlere :
- Süngü tak emrini verdi. Daha sonra ;
- «Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir» dedi. Tarihin bu en büyük siper savaşı başlamıştı. Siperler arası uzaklık sekiz on metre kadardı. Türk siperlerinden hiçbir asker ayrılmıyordu. Şehit düşenlerin yeri hemen dolduruluyordu. Her adım başına bir mermi düşüyor; toprak adeta tüterek kaynıyordu. Düşman dalgalar halinde Conkbayır'a doğru ilerliyordu. Bu arada Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığına atandı. Anafartalar Savaşı'nda düşmanın attığı şarapnel misketi Mustafa Kemal'in göğsüne isabet etti. Ancak cebindeki saate çarptığından bir şey olmadı.
Kısa sürede Türk ordusu her yerde büyük başarılar kazandı. Düşman şaşkına döndü, bozguna uğradı.

Çanakkale kara savaşlarının en önemli cepheleri; Kumkale, Beşike, Bolayır, Seddülbahir, Anbumu, Kabatepe, Conkbayırı ve Anafartalar'dır. 19 - 20 Aralıkta Anafartalar ve Arıburnu cephesi, 8-9 Ocak'ta Seddülbahir düşmanlar tarafından boşaltıldı. Böylece 1915 baharında parlak umutlarla karaya ayak basan birleşik düşman ordusu 1916 kışında bozguna uğrayarak çekip gitti.

Çanakkale savaşlarında 250 binin üzerinde askerimiz şehit düştü. Düşman kayıpları ise bu rakamın üstündedir.

Çanakkale savaşlarının unutulmaz kahramanı, Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal'in başarısı ilerde başlayacak Ulusal Kurtuluş Savaşı'mızın kaynağı oldu.

Bağımsızlığımızı savunmak, yurt topraklarımızı korumak için yapılan savaşlar kutsaldır. Çanakkale, Ulusal Kurtuluş Savaşımız kutsal destan savaşlara birer örnektir.
Yukarı Mail: osmancafer@gmail.com         
 
Gönderen:
Osman(Cafer)TATAR

Yer:
Kayseri

Tarih:
08 Mart 2012, Perşembe
08:21

Alıntı Yap: Osman(Cafer)TATAR

8 Mart Dünya Kadınlar Günü
Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında Amerika'nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grevler yapması olarak kabul edilmektedir.
Bu olaylardan 52 yıl sonra Danimarka'nın Kopenhag şehrinde düzenlenen Kadın Sosyalist Enternasyonal toplantısında 8 Mart 1857 de New York'ta başlayan, kadınların haklarını kazanılması ve kadınların birlikteliği mücadelesinin her yıl Kadın Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdılar.
Kadın hakları mücadelesinde 1975 yılı büyük özellik taşıyordu. Uluslararası Kadınlar Yılı olarak kutlandı. Bu yıl etkinlikleri içerisinde Birleşmiş Milletler 8 Mart gününü Dünya Kadın Günü olarak kutlamaya başladı. İki yıl sonra 1977 de, Birleşmiş Milletler genel toplantısında Kadın hakları, uluslararası barış günü olarak kabul edildi.
Bu kabulün altında iki temel neden açıklandı, Dünya barışının korunması, sosyal gelişim için ve temel insan haklarının kullanılması için kadınlarında eşitlik ve kendilerini geliştirmelerine olnak gereksinimi idi. Kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi.
Dünya Kadınlar Günü kadınlar açısından çok daha farklı bir gün günümüzde. Kadın haklarının kazanılmasında nerelerden başlandığını ve bugünlere nasıl gelindiğinin hatırlanması içinde özel bir gün. Bir çok gelişmiş ülkede kadın hakları çok ilerlemeler göstermiş olsa da, ülkemizde ve gelişmekte olan ülkelerde kadın hakları ne yazık ki istenen seviyelerden oldukça uzakta. Dünya Kadın Günü dünya kadınları arasında da bir dayanışma ve deneyim değişimi günü.
Dünya Kadınlar Günü ülkemiz içinde de kadın haklarının kazanılması, iyileştirilmesi için konunun gündeme gelmesinde de önemli bir gün. Kadın haklarının ülkemizde kullanımı ne yazık ki homojen bir dağılım göstermiyor. Kazanılan deneyimlerin, tüm ülke sathına yayılması için yılda bir gün olsa da Dünya Kadınlar Günü bizim için ayrı bir önem taşıyor.
Dünya genelinde kadın haklarında son yıllarda meydana gelen artış dahi bir çok gerçeği değiştirebilecek nitelikte değildir. Dünyadaki en fakir insanların büyük bir çoğunluğu kadın, dünyadaki eğitim almamış insanların büyük çoğunluğu yine kadınlar. Kadınlar bugün ülkemizde de erkeklere göre %25 - 50 oranında daha az ücretle çalıştırılmaktadırlar.
Bu gün bir Dünya Kadın Günü olmasını sağlayan tarihteki bazı önemli kilometre taşlarını aşağıda veriyoruz:
1857 New York: kadınlar 12 saatlik günlük çalışma saatine, düşük ücrete karşı yürüyüşler yaptılar. Polis tarafından dağıtıldılar.
1908 New York: 15.000 kadın daha kısa çalışma saati, daha iyi gelir ve oy hakkı için yürüdü. Doğum izni istediler. Kullandıkları slogan "Ekmek ve Gül " idi. Ekmek yaşama güvencesi, karın tokluğunu, gül ise daha kaliteli yaşamı simgeliyordu.
1909 İlk Kadın Günü 28 Şubat ta kutlandı. Avrupa'daki kadınlar da Şubat ayının son pazar gününü Kadın Günü olarak kutladı.
1910 Clara Zetkin isimli bir Alman sosyalist kadın, kadın Sosyalist Enternasyonali’nde Dünya Kadınlar Günü olmasını önerdi ve kabul edildi.
1911 Kopenhag kararından sonra ilk kez 19 Mart ta Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre de kutlandı. Yüz binlerce kadın ve erkek değişik aktiviteler yaptılar. Oy verme, seçme seçilme hakları yanı sıra meslek edinme ve mesleki eğitim görme haklarını istediler.
Bu kutlamalardan 2 hafta sonra Triangel yangınında 140 kadın öldü. Bu olay Amerika çalışma kurallarını büyük ölçüde etkileyen bir yere sahiptir.
1917 Rus kadınlar " ekmek ve barış" için grev yaptılar. Yaşam koşullarının kötülüğünü protesto ettiler. Bu olay 8 Mart ta olmuştur ve daha sonra bütün Avrupa ülkeleri tarafından da kabul görmüştür.
1977 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Kadın Hakları ve Dünya Barışı Günü olarak 8 mart'ı kabul etti.
Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü
İlk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlayan 8 Mart, 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı.
"Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programında Türkiye de etkilenmiş, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapılmıştır. 1980 askeri darbesinden sonra dört yıl anılmadı 8 Mart. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından Dünya Kadınlar Günü kutlanmaya başlandı.
Kadınlar 80'li yıllarda 8 Mart'ı izinli yürüyüş ve şenliklerle kutlayamamışlarsa da, küçük gruplar mütevazi kutlamalarını sürdürdüler. 90'lı yıllarda kadın kuruluşlarının sayı ve çeşitliliğinin artması ile beraber 8 Mart daha geniş bir katılımla kutlanılır oldu.
Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir araştırmaya göre;
1. Dünyadaki işlerin %66'sı kadınlar tarafından görülüyor.
2. Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10'una sahipler.
3. Dünya'daki mal varlığının ise % 1'ine sahipler.
4. Başka bir değişle dünyadaki işlerin % 34'ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler dünyadaki toplam gelirin % 90'ına ve toplam mal varlığının % 99'una sahipler.
Türkiye'den Rakamlar ( Milliyet, 8 Mart 2001)
1. Şehirlerde evli kadınların % 18'i, köylerde de % 76'sı eşleri tarafından dövülüyor.
2. Kadınların % 57,7'si evliliklerinin ilk gününde şiddetle karşılaşıyor.
3. Aile içi suçların % 90'ını kadına karşı işlenen suçlar oluşturuyor.

Doğumdan ölüme kadar hayatın her anında varlıklarını hissettiğimiz, bizi biz yapan analarımız, bacılarımız, hayatımızın yarısı hatta çok daha fazla değerlerimizi ifade eden değerli kadınlarımızın bu özel gününü yürekten kutlarım.
Yukarı Mail: osmancafer@gmail.com         
 
Gönderen:
Vedat TATAR

Yer:
Ankara

Tarih:
03 Mart 2012, Cumartesi
23:47

Alıntı Yap: Vedat TATAR

KARAÖZÜLÜLER VE KARAÖZÜ Çevre KÖYLERİ DOSTLARI.
11 Mart Pazar Saat:13:00 Vedat Dalokay Kokteyl salonu Kurtuluş Parkı içi.

En geç 8 Mart Perşembe günü Saat 13;00 itibarıyla etkinliğimize katılacağınızı bildirmeniz bizi rahatlatacaktır. Salon için yer ayırımı açısından ve katılımcı sayısı açısından da önemlidir. Davul-Zurnalı. Bol türkülü yemekte buluşmak dileğiyle...

Davetiyelerimiz Mithatpaşa Cad. 36/ D Yeni HEDEF optik KIZILAY adresinden temin edilebilir. İlgili Telefonlar. Yeni HEDEF Optik Tel: 433 34 10,
Vedat TATAR 0533 735 09 00, İrfan TEMEL 0532 514 61 23, Tayyar SEVEN 0505 299 77 66,
Vedat TATAR Ankara KARAÖZÜ KÜLTÜR DERNEĞİ Başkanı
Yukarı          
 
Gönderen:
Osman(Cafer)TATAR

Yer:
Kayseri

Tarih:
09 Şubat 2012, Perşembe
18:24

Alıntı Yap: Osman(Cafer)TATAR

KÖYÜMÜZ HALKINDAN ARAP ALİ AVŞAR EBEDİYETE İNTİKAL ETMİŞTİR.BAŞTA ARKADAŞIM AHMET OLMAK ÜZERE TÜM AVŞAR AİLESİNİN ACISINI PAYLAŞIYOR,ARAP AMCAYA TANRIDAN RAHMET DİLİYORUM.
MEKANI CENNET OLSUN............
Yukarı Mail: osmancafer@gmail.com         
 
Gönderen:
Osman(Cafer) TATAR

Yer:
Kayseri

Tarih:
01 Şubat 2012, Çarşamba
19:40

Alıntı Yap: Osman(Cafer) TATAR

Abdi İpekçi (1929 - 1979)

1929 yılında İstanbul'da doğdu. İlköğrenimini gördükten sonra Galatasaray Lisesini bitirdi. Sonra bir müddet Hukuk Fakültesine devam etti. Yeni Sabah, Yeni İstanbul ve İstanbul Ekspres gibi çeşitli gazetelerde spor muhabiri, sayfa sekreteri ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. Ali Naci Karacan'ın çıkardığı Milliyet Gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı.

Bir müddet sonra da genel yayın müdürü oldu. 1961 yılından 1 Şubat 1979 tarihine kadar aynı gazetenin başyazarlığını da yürüten Abdi İpekçi, Türkiye Gazeteciler Sendikesi, Türkiye Basın Enstitüsü Başkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci başkanlığı, Basın Şeref Divanı genel sekreterliği gibi vazifelerde bulundu. 1 Şubat 1979 gecesi İstanbul'daki evinin yakınlarında kimliği meçhul kişi ya da kişiler tarafından öldürüldü.
BASIN VE DEMOKRASİ ŞEHİDİMİZ ABDİ İPEKÇİ'Yİ SEVGİ VE MİNNETLE ANIYORUM.
Yukarı Mail: osmancafer@gmail.com         
 

Toplam Kayıt Sayısı: 542 Toplam Sayfa Sayısı: 28
1. 2. 3. 4. 5. . . . 26. 27. 28. [»] [»»] 
© 2008 Igdelinin sesi Tüm Haklari Saklidir
MyDesign Ziyaretçi Defteri v1.7